SERİ KATİLLER

Seri Katiller
*Serhat UÇAR
*Yasin YILMAZ
*Tacettin SATILMIŞ
*Tolga GÜLTEKİN

Duyduklarını iddia ettikleri ilahi seslere uyarak veya kendine misyon yükleyerek yada cinsel dürtü, heyecan, menfaat veya kendine güveni artırmak için adam öldürme, kan dökme arzusu hazını gerçekleştiren ve bunu yakalanana, ölene veya misyonunu gerçekleştiren kişilere seri katil denir.

Bir katilin seri cinayetler işlediğini kabul edilmesi için ABD’ye göre şu kriterleri taşıması gerekir:

• Günlük yaşamını devam ettiren kişiler olmalıdırlar.(Akıl hastaları seri katil sayılmaz)
• En az 3 cinayet aynı yöntem, silah ve benzer törenle işlenmiş olması gerekir.
• Kurbanlar genellikle tanınmamış kişiler arasından seçilmesi.
• Çoğunun çocukluğunda kötü muameleye veya tecavüze uğraması

Her çok sayıda cinayet işleyen seri katil olamaz. Örneğin; ani bir cinnetle önüne gelen öldürenlere ya da terör amaçlı toplum katliamı yapanlara veya suç örgütü adına adam öldürenlere de seri katil denmez. Ayrıca seri katiller durdurulana, ölene ya da misyonunu gerçekleşene kadar cinayet işlemeye devam edene denir.

Seri katiller genelde akıl hastası sayılmazlar ve cezai sorumlulukları vardır. Bu kişilerde genelde karakter ve kişilik bozukluğunun bulunduğu söylenir.
Bütün ruhsal bozukluklar evrenseldir. Ancak bunun dışavurumu ülkeden ülkeye, kültürden kültüre değişmektedir.

Birçok seri katil cinayetten sonra bir sakinleşme dönemine girer. Buna “Colling down” denir. Bu durumda cinayeti hafızasında taze tutabilmek için hatıra alırlar. İstisnalar dışında genelde tek başına cinayeti işlerler, ölülerin etini yiyebilirler ve ölü sevicilikten hoşlanabilen tiplerdir. Aşağılık duygusuna sahiptirler. Çocukluk döneminde cinsel tacize uğramış olabilirler. Seri katillerin %90’ u erkektir.

Erkek seri katillerin birçoğu çocukken cinsel tacize uğramış. Birçoğuna kız kıyafetleri giydirilmiş. Mesela Charles Manson’un çocukluğunda amcası tarafından okula etekle yollanması ve sürekli olarak “Birgün sen de erkek olmayı ve kavga etmeyi öğreneceksin” diye alay ettiği anlatıyor.

Doktor seri katiller de vardır. Bunların öldürme güdülerinin altında yatan neden psikiyatristlere göre; kontrol etme arzusu yani gücü elde tutma isteğidir. Bir başka deyişle kimin yaşayıp kimin ölmesine gerektiğine karar verme güdüsü.(Tanrı Sendromu)

Seri katiller üzerinde Hollywood filmlerinin etkisi de mevcuttur. Bu tür filmler bir seyirci patlamasıyla incelenir. İnsanlar onlardan kahramanlar bile yaratabilirler. Bu filmler seri katillere kılavuz olur, hatta türlü fantezilerin kafalarına yerleşmesine sebep olur.

Yapılan bir araştırmaya göre seri katilerin hepsinin ortalama zekâ düzeyinin üstünde oldukları saptanmıştır. Kurbanların seçiş biçimleri, kusursuz cinayet planları ve arkalarında hiçbir ipucu bırakmama konusundaki özenleri onların zeka düzeyini ortaya koyuyor. Uzmanlar seri katillerle ilgili iki temel özellikleri üzerinde birleşiyor; sadizm ve seksüel şiddet. Kurbanlarına rahatsız etmeden yaklaşıyor, sözlü iletişim kurduktan sonra onları rahatlıkla öldürebilecekleri bir alana götürüyorlar. Cinayetlerini, genellikle cinsel ağırlıklı bir işkenceden sonra gerçekleştiriyorlar. Kurbanlarını kendilerine ait bir silahla öldürdükten sonra arkada iz bırakmamaya özen gösteriyorlar.

Kurbanlarını asla cinayet mahallinde bırakmıyorlar. Uzmanlar, bunu “cesedin bulunmasını engellemek ve güvenlik güçleriyle alay etmek” şeklinde açıklıyorlar. Güvenlik güçleriyle alay etmeye karar veren katiller, cesetleri şehrin en işlek yerlerine, park, karayolu, gibi kolay bulunabilecek yerlere taşıyorlar. Polisin hangi yöntemlerle cinayeti çözmeye çalıştıklarını bildiklerinden gelişmelerini medya aracılığı ile takip etmeye büyük özen gösteriyorlar. Bu arada medya aracılığıyla da gelişmeleri takip ederek, yakalamamanın çaresini arıyorlar.

ABD’de her yıl 35’in üzerinde seri katilin cinayetler işlediği, seri cinayetlerin sayısı her geçen gün arttığı tahmin edilmektedir.

Seri katiller üçe ayrılır:

Görevli (mission) seri katiller
Görevli seri katiller suç işlemek için makul seviyede, belirli bir grup insana ihtiyaç duyarlar. Bu tipler psitotik değildirler. Gerçek hayatın içinde, gerçek bir yaşam sürerler. Diğer taraftan da dünyadan bazı insanları temizlemek için kendilerine görev çıkarırlar ki bu insanlar, fahişeler, Katolikler, siyah erkekler veya bunlar gibi herhangi bir grup olabilirler. Bu tip katiller hem düzenli nansosyal hem de düzensiz asosyal kişiler olma ihtimali kuvvetlidir.

Şehvet delisi (hedonistic) seri katiller
Şehvet delisi seri katillerin suçları işlem/süreç merkezli olarak tanımlanabilirler ki suçu tamamlamaları, suç işleme süreçleri daha kısa ve davranış merkezli olan görevli ya da hayalci katillerin tersine, genelde zaman almaktadır. Süreç merkezli cinayetler kişiyi baskı altına alma, işkence, parçalama, vücudun bir parçasını koparma veya değişik korkunç yöntemleri içerir.
Jery Brudos adındaki katil ilk kurbanının bacağını, diğer iki kurbanının ise göğüslerini koparıp almıştı. Ken Branchi ve Angelo Buano işkence yaparak öldürmek için genç kızları evine götürmüştü. Genelde kurbanlarının başına plastik poşet geçirip kendilerinden geçmelerinden sağladıktan sonra onları ayıltarak dini bir ayin yapıyormuş gibi zulümlerine devam ediyorlardı.
Arıca bu tip katiller zekidir ve eğer birde devamlı yer değiştiriyorlar ise yakalanmaları yıllar sürebilir.


Hükmedici (power/control) seri katiller
Seri katiller kurbanlarının üstünde elde ettikleri kontrol ve hükmetme hissinden cinsel tatmin duyarlar. İlk mülakatında bir seri katil,”bir insanın hayat ve ölümüne karar verebilme gücünden daha büyük ne olabilir ki” demiştir.
Genç bir bayanı öldüren seri katilin, cinayet işlemesinde saik, cinsel zevkten çok kurbanı kontrol etmek, üstünden güç uygulayarak kurbanın acizliğini hissettirmektir. O, başka bir insana ne isterse yaptırabileceğine olan inancından dolayı çeşitli tatminlere ulaşır.
Bu tip katiller psikolojik olarak gerçeklere bağlıdır. Hareketleri psikopatik veya düzensizlikten kaynaklanıyor olabilir. Bu tipler sosyal kurallara ve kendi değerlerden uzaktır. Bunları görmezden gelir.Gerçek bir psikopat gibi kendi kural ve prensiplerini yaşar.Öldürme tipleri işlem/süreç merkezlidir ve cinayetlerini öldürme eyleminden aldıkları zevk ve psikolojik tatmin yüzünden uzatabilirler.Bir çok seri katil gibi, bu tip seri katiller cinayetlerini eleriyle işleme, özellikle boğarak öldürme eğilimindedirler.

Seri katillerin genel özellikleri
Çoğu seri katil, beyaz erkek, 25–34 yaş arası, çekici, karizmatik, polislerle içli dışlı veya polisiye olaylara meraklı olmak gibi ortak özellikler taşırlar. Bu tanıma en güzel örnek Ken Branchi’dir. Ama bazı istisnalar da mevcuttur. Örneğin, Otti Toole, hiç de çekici olmayan, diğer seri katillere göre daha yaşlı ve daha az zekiydi.
Seri cinayetlerde kişilik dejenerasyonu doru bir eğilim görünür. Her defasında planlama daha da azalır, cinayetler arasındaki zaman azalırken cinayetlerdeki şiddet artar.

Seri katillerin ortak özellikleri
1. %90’ı beyaz erkeklerden oluşuyor.
2. Zekidirler. IQ’ları normalin üstündedir.
3. Yüksek IQlu olmalarına rağmen okullarında başarılı değillerdir, uzun süreli bir işte çalışamazlar ve çoğunlukla vasıfsız işçi olarak çalışırlar.
4. Dengesiz ailelerden gelirler. Tipik olarak babaları çocukken onları terk etmişlerdir ve otoriter anne tarafından büyütülmüşlerdir.
5. Ailelerin geçmişinde suçlular psikolojik sorunları olanlar ve alkol bağımlıları vardır.
6. Babalarından ve annelerinden nefret ederler.
7. Genelde çocukken fiziksel, psikolojik ve cinsel tacize maruz kalırlar.
8. Birçoğu çocukluğunu bazı devlet kurumlarında geçirmiştir ve erken yaşlarda psikiyatrik sorunlar göstermeye başlamışlardır.
9. Küçük yaşlardan itibaren fetişizm, röntgencilik ve sadomazoşist pornografyaya ilgi duyarlar.

Eğer seri cinayet olabilecek cinayetler bir yerde kesiliyorsa, buna etki eden faktörü henüz bilinmeyen katili hayatındaki olumlu bir gelişme olabilir. Katilin hayatında olan iyi şeyler onu karışık düşünme aşamasında geçici de olsa tutabilecektir. Hayatında onun algılamasını değiştirecek ona meydan okuyacak bir terslik veya bir pürüzle karşılaştığında yine “düşüş” aşamasına geçerek öldürmeye başlayabilir.

Bir bakıma tüm seri katiller bir ölüm arzusu olduğu açıktır; mümkün olan en fazla sayıda insana ölüm getirmek isterler. Fakat bu terimi Freudeu anlamda kullanacak olursak, birçoğunun ölüm arzusu vardır, kendi yokoluşlarını gerçekleştirmeye yönelik bir arzu

Ateşli ve öfkeli ahlak savunucularına göre seri katiller oyun kartları küçük çocukları kan delisi sosyopatları örnek almaya teşvik etmektedir. Bazı cani manyakların da kötü şöhretli katillerin kanlı eylemlerinden ilham aldıklarından şüphe yoktur.

SEBEBLER GÜDÜLER

Seri katilleri teşvik eden durumlar; aile yapısının dağınıklığı, silah alma rahatlığı, dev bir av sahası, polis örgütü enflasyonu, toplum antlaşması yani bir insanın diğer insanlardan bağımsız bir yaşam alanı kurması, daha çok bireysel suçların ortaya çıkması, refah düzeyi, medya ve sinema olarak sayılmaktadır.

Seri katiller; dağıtılmış yuva, yıkılmış evlilikler, anne-baba çalıştığından erken yaşlardan itibaren evde tek başına kalmak zorunda olan çocuklardır.
Pek çok seri katil din manyağıdır. Günahlarının cezası olarak kendilerine çok tuhaf işkenceler yapmışlardır. Öldürdükleri insanları tanrıya kurban olarak değerlendirirler.
Modern zamanlardaki seri katillerin gerçekten dikkati çeken tek noktaları çoğunlukla tuhaf psikopatolojileridir. Bunun dışında tamamen bir hiçtirler. Bu nedenle de öldürürler ve uzun süre yakalanmazlar.
Birçok seri katil için suçlarıyla elde ettikleri kötü şöhret onlar için önemli bir yan getiridir. Cinayet onların tek üne kavuşma yolu haline gelir, gazetede onların adlarının çıkmasının dünyaya önemli kişi olduklarını kanıtlamanın tek yoludur.
Organize seri katiller avlarını çok korkutucu derecede sistematik bir biçimde takip ederler. Özel olarak seçtikleri silahlarıyla en kolay avları bulabilecekleri gözde mekânları dolaşmaya başlarlar. Aradıklarını bulunca da gerek zor kullanarak, gerek kandırarak kurbanlarının üzerine çökerler.
Bazı uzmanlara göre katili harekete geçiren başlıca güdü kadınlara yönelik öfke ve onlara acı ve ıstırap vermektir yani cinsel sadizm. Ancak diğer uzmanlar ise asıl güdü güç olduğunu iddia ederler. Bundan başka güdü; başka güdü, başka bir insana üstün olmak, onu kendi irademiz doğrultusunda çaresiz bir zavallı haline getirmek onun efendisi olmak, onun tanrısı olmaktır.

Hayvansal vahşi içgüdü yani ilkel beyne göz geçirememe, kötü yetiştirilme, fizyolojik sebepler, kafa yaralanmaları darbeler, hormon dengesizliği, genetik bozukluklar, sosyolojik sebepler, mensup olunan sınıftan kaynaklanan öfke, kalabalık nüfus, medyada şiddete aşırı maruz kalma seri katillerin cinayetlerin sebeplerindendir.

İLGİNÇ BİLGİLER
Bilinen ilk seri cinayetlere örnek Romanya’da 1960 yılında yaşamış olan Kontes Elizabeth Bathory tarafından işlenmiştir. Güzel bir kadın olan Kontes yaşlanma korkusu nedeniyle köyden toplattığı 650 genç kızı katlederek yıllarca kan banyosu yapar.
En meşhur seri katil 19 yy. ‘da Londra’da yaşayan Karındeşen Jack ‘dir. Kendisi sokak kadınlarını öldürmekle görevlendirir.
Seri katiller de öldürme rekoru 1790–1840 arasında Uttar Pradeş bölgesinde 931 kişiyi beyaz veya sarı renkli bir kumaşla boğarak öldüren Behnam isimli Hintliye aittir.
İlk sistemli seri cinayet vakası birçok icadın ülkesi olan Britanya’dan çıkmıştır.
Yakalanmayan ilk seri katil Türkçede 'Karındeşen Jack' lakabıyla anılan Jack The Ripper'dır. Karındeşen, 19. yüzyılın sonlarında Victoria İngiltere’sinde beş fahişeyi öldürüp kayıplara karışmış ve hiçbir zaman bulunamamıştır. Bu özelliği ile zirveye ulaştığı halde yakalanmayan ilk seri katil olmuştur.
1884 yılında Michigan üniversitesinden doktor olarak mezun olan. H.H.HOLMES Bu süre içerisinde becerikli bir dolandırıcı olmuş, sigorta şirketlerinden binlerce dolar koparmayı başarabilmişti. Yöntemi basitti. Hayali bir kişi için bir sigorta poliçesi alıyor, ardından bir ceset ele geçiriyor ve cesedin poliçe sahibi olduğunu söyleyerek poliçedeki tazminatı alıyordu. Tabi bu plan Holmes’un ceset temin etmedeki becerisiyle doğru orantılıydı. Duruşmasından sonra yirmi yedi cinayet işlediğini itiraf etti


Seri, zirve, cinayet, ölüm
Seri katiller, ölümden çok korkar. Bir 'hiç'lik, 'sınırsız bir eylemsizlik' uzayıdır ölüm onlar için. Oysa katilin bütün yaşamı 'eylem' üzerine kuruludur. Ve öldürmek bir katil için yapıp edilebilecek en güçlü eylemdir. Eğer yaşamaya devam edemezse, 'daha fazla' öldüremeyeceğini bilir ve bu yüzden korkar ölümden.

Her seri katilin bir zirve hayali vardır. Kendi yarattığı hayalle ilginç bir ilişki kurar katil. Ve giderek ona hem tutkuyla bağlanmaya, hem de ondan nefret etmeye başlar. Bu nefretin nedeni korkudur. Tıpkı ölüm korkusu gibi... Çünkü zirve en üst noktadır ve sonra aşağı doğru inmeyi gerektirir.

Theodore Robert Bundy, hayatını bir zirvede sonlanacak 'öldürme eylemleri' üzerine kurmuştu. Onun öznel tarihini inceleyenler, 'tutku'nun bir anti-tez olarak biriktiği, sonra asıl tez olan 'nefret'le birleşip 'cinayet eylemleriyle' senteze dönüştüğü ıssız bir yolda yürürler adeta. Bu yolculuk aynı zamanda dünyanın nesnel tarihinde kıyıda köşede kalmış hücrelere gizlenen suç-ceza diyalektiğinin bir katilin tarihine nasıl yansıdığının kanıtını verir size.

Evet başlangıçta suç vardır, sonra ceza. Suç olmadan ceza olmaz. Bununla birlikte suç, ceza kavramının toplumsal ya da yargısal baskısı altında büyüyen bir fenomen olarak aynı zamanda onun güdümlediği bir gerçektir. Biri diğerinden önce varolmakla birlikte birbirlerinin varlığını tamamlayan kavramlardır bunlar. Bundy'deki 'tutku' ve 'nefret' kavramlarının gelişimi, suç ve ceza diyalektiğinin tarihsel gelişimindeki sıradüzenden farklıdır ama yolun sonu sizi aynı senteze ulaştırır. Tek fark, tez ve antitezin yer değiştirmiş olmasıdır. Suç kavramını -ve daha çok da bu yazının konusu olarak- seri cinayet gerçeğini anlamak için Batı kültürünün 19. yüzyılın son dönemlerindeki toplumsal ve sanatsal gelişimini daha çok dikkate almak gerekir.

Yeryüzünü iyi ya da kötü yönde etkileyen pek çok icat gibi seri cinayet de ilk kez sistemli olarak Britanya topraklarında ortaya çıkmıştır. Tarihte, "kendine belirli bir zirve belirleyip bu noktaya ulaşan seri kati" tanımına uyan ilk isim Türkçe'de 'Karındeşen Jack' lakabıyla anılan Jack The Ripper'dır. Karındeşen, 19. yüzyılın sonlarında Victoria İngilteresi'nde beş fahişeyi öldürüp kayıplara karışmış ve hiçbir zaman bulunamamıştır. Bu özelliği ile zirveye ulaştığı halde yakalanmayan ilk seri katil olmuştur. (Zirveye ulaştığı halde yakalanamayan ve şu anda yaşayıp yaşamadığı bile bilinmeyen bir diğer isim, kendine Zodiac Killer diyen ve 1960'ların sonlarında ABD'de dehşet saçan katildir.)

Karındeşen Jack dönemi, İngiltere'de sanayi devriminin beklenen sonuçları ölçeğinde toplumsal uçurumların büyüdüğü ve insan hayalinin iyi ya da kötü yönde geliştiği bir zaman dilimine karşılık gelir.

Devrimin ateşlediği bilimsel gelişim, edebi üretimin ufkuna da yansımıştır. Sherlock Holmes, Conan Doyle'un yarattığı hayal ürünü bir dedektif olarak cinayetlerin çözümünde kimya bilimini kullanmıştır. Öyle ki Holmes, 'Forensic Sciences'a (Adli Bilimler) olan katkılarından ötürü bir asırdan fazla bir süre sonra İngiliz Kraliyet Kimya Derneği'nin 'onursal üyelik' ünvanı ile ödüllendirilmiştir.

Burada yapılan tespit, Holmes'un cinayet çözümü için kullanılan bilimlere yaptığı katkıdır. Oysa Holmes'un rakibi olan katillerin esinlediği cinayetlerin 'Suç kültürü'ne yaptığı felsefesel ve bilimsel katkı gözden kaçmaktadır. Ayrıca -daha dramatik olarak- sonraki dönemlerde, özellikle pekçok sanatsal üretiminde sınırı aşan ABD üst kültürünün 'crime' ürünleri Holmes gibi sempatik dedektiflerden çok, insan avlayan 'serial killer'lar (seri katil) yaratmıştır. 1950'li yılların ünlü katili Ed Gein'in suç işleme tarzının Psycho (Sapık) ve Silence of the Lamb (Kuzuların Sessizliği) gibi sanat ürünlerini esinlediği söylenmiş, ancak bu ürünlerin de yeni gizli canavarları güdülediği gerçeği gözden kaçmıştır.


Bu tespit yoksunluğu ya da kasıtlı eğilim, 'Sanat-Gerçek', 'Hayal-Eylem', 'Suç Teorisi ve Suç Pratiği' kavramlarının birbirlerinden önce ya da sonra olmadıkları, aksine birbirlerini 'a priori'lik ilişkisine girmeksizin 'eytişimsel' olarak etkilediği bilgisinin yokluğundan ileri gelmektedir.

Oysa bir cinayet, hayal edilmeye başlandığı andan itibaren bir anlamda hayata geçmiştir. Einstein'ın "Hayal gücü bilgiden önemlidir" sözü insan aklının kendi tercihleri ölçeğinde hangi yaratıcı yolculuklara çıkabileceğini haber vermektedir. Eğer 'Adli Bilimler' varsa, 'Suç Bilimleri' de vardır ve bu bilimlerden ikincisi özellikle günümüz ABD’sinin seçkincilikten yoksun 'sanatsal (!) üretiminin' katkılarıyla gelişmektedir.

ABD'nin başkenti ve çevresinde tedirginlik yaratan 'Sniper'ın varlığı ve yakalanana kadarki göreli gücü, bu gelişimin son ispatıdır. Evet, Hollywood filmlerindeki katiller, gerçekteki katiller kadar işlerini hakkıyla yapmaktadır ama aynı Hollywood'un 'Mass Production'ının (Kitle Üretim) sunumu olan FBI ajanları gerçek olaylar karşısında çaresiz kalmaktadır. Şu halde bize sunulan güç dengesi, yalan ve aldatıcıdır. Hollywood; iyi hayal edememektedir. Kendisine ya da daha doğrusu Washington'a ait sınırları daraltılmış bir gözden bakmaktadır ve kendisi de inanmadığı halde gördüğü şeyin gerçekliğini bilimden ve felsefi temelden yoksun safsatalarla kanıtlamaya çalışmaktadır.

Son olarak Sniper olayıyla başı derde giren ABD'nin seri cinayet olgusuyla tanışması Britanya'nın bu konudaki ilk deneyimleri kadar eskidir.

Jack'in çağdaşı olan H. H. Holmes, 1890'ların son dönemlerinde 27 kişiyi öldürdüğünü itiraf etmiş ve böylelikle Amerika'nın, kayıtlara geçen ilk seri katili olmuştur. Ondan sonraki dönemde ise Axeman of New Orleans (New Orleans'lı Baltacı) lakabıyla anılan bir psikopat bölgede 1918 ve 19 yılları arasında dehşet saçmıştır. Bu dönemden sonra Earle Leonard Nelson, Carl Panzram, Albert Fish, Jake Bird, William Heirens gibi katiller ortaya çıkmıştır. William Heirens'ın, rujla yazdığı şu cümle epey dikkat çekicidir: "Tanrı aşkına daha fazla insan öldürmeden yakalayın beni. Kendimi kontrol edemiyorum."

Buradaki mesaj açıktır. Aslında Heirens, kendisini yaratan ABD sistemini hem suçlamakta, hem de o sistemden yardım istemektedir:
"Beni sen yarattın, şu halde öldürmek de sana düşüyor."

Yalnızca kendi başına değil, çetesiyle birlikte cinayet işleyen bir başka seri katil Charles Milles Manson, 'Western' kültürünün kendi bünyesinden çıkardığı bir başka kimliktir ve sonra kendini yaratan sistemi yoketme dürtüsüyle yola çıkmıştır. Manson'ın bir aforizması da öldüren ile onu yaratan sistemin ilişkisine dair ipuçları vermektedir: "Look down on me, you will see a fool. Look up at me, you will see your lord. Look straight at me, you will see yourself.
(Bana tepeden bak, bir ahmak göreceksin. Bana aşağıdan bak, efendini göreceksin. Bana direkt bak, kendini göreceksin.)

Manson, bireysel olarak, kendini yaratan kültürün yorduğu insanlardaki 'öldürme potansiyelini', bunun yanı sıra tabiyet hissini ve korkaklığı, en sonra da Hegel'ci bir tümevarımla aynıyet gerçeğine işaret etmiştir. Öldüren ve izleyen arasındaki çok ince çizgilerle ayrılan ve her an içiçe geçmeye hazır, tehlikeli ilişkiyi görmüştür Manson. Evet, ABD toplumunda öldürenlere tepeden bakılır, katiller dışlanır ama aynı zamanda gizil hislerle onlara imrenilir de... Ve eğer dürüst olursanız ABD sistemi ya da sistemin bireysel unsurları olarak gerçekle, hakkıyla yüzleştiğinizde ve Manson fenomenine alıcı gözle baktığınızda kendinizi görürsünüz.

Bugün 'Sniper'ı izleyen kaç kişinin, onu toplum önünde ayıplarken kendi içinde ona özendiğinin hesabını kimse yapamamaktır. Açıkçası bu konudaki sezgi de görmezden gelinmektedir. Ama 'Sniper'ın ortaya çıkışının hemen ardından 'Ne kadar çok öldürürsen o kadar çok puan toplarsın' yargısına dayalı bilgisayar oyunlarının popüler hale gelmesi; bu hesabın yapılmasını ve bu sezginin bilgi haline dönüştürülmesini gerektirmektedir. Aynı ABD sisteminin yaratıcı akılları (İki bilgisayarcı genç, çocukların bir suçu yok. Hergün medyada kendilerine verilen kodları kullanarak bir oyun yaratmışlar) başlaması muhtemel Irak operasyonunu şimdiden bilgisayar oyununa dökmüştür. Oyunun son hamlesi Saddam Hüseyin'in bulunduğu yerde vurulup öldürülmesidir.

Sonuç olarak suçla olan imgesel bağ ve suçun gerçekliği ABD'nin özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası teknolojik ve bilimsel deviniminin yadsınamaz bir parçasıdır. Tıpkı, Sanayi Devrimi'yle İngiltere'de yaşanan gelişmelerin, 'seri cinayet' kültürünü esinleyen en önemli yapıtaşlarından biri olması gibi...

Yeni Dünya'nın kuzey yarısı, bağımsız bir ülkeye dönüştüğü dönemden beri toplumsal düzlemde silahla içiçe bir yapı sergilemektedir. Ancak bu kalıt, son yıllarda sıradışı bir ivme kazanmıştır. Bugün 300 milyon nüfuslu ABD'de 200 milyon silah vardır. Eyaletlerin yasaları, silah edinilmesinde herhangi bir engel görmemekte; böylesi bir engel oluşturulmasını öngören kanunların çıkarılması ile ilgili girişimler de her defasında, silah lobilerinin ve büyük itibarı olan resmi silah derneklerinin Beyaz Saray'daki telkinleri nedeniyle yaşama geçmemektedir.

Sivil hayatta silah bulundurma ve taşımanın bir hak olduğunu iddia eden bu derneklerden en büyüğünün başkanlığını 'Ben Hur' ve 'The Ten Commandments' (On Emir) filmlerinden tanınan ünlü Hollywood yıldızı Charlton Heston yapmaktadır.

ABD'de sadece 1996 yılında 14 bin cinayet işlendiği bilgisi, ülkedeki silah 'kültürü'nün gerçekçi yansımasını gözler önüne sermektedir.

Bu yansıma o kültürün ileri bir noktasıdır. Ama ne yazık ki zirvesi değildir. Seri katiller zirvede hata yapmaya başlarlar. Böylece tırmanış son bulur. Pekçok seri katilin, önünde sonunda yakalanmasının nedeni budur. Oysa 'suç kültürü'nün tırmanışı sürecek gibi görünmektedir.

Theodore Robert Bundy'nin zirvedeyken söylediği o ahkâm dolu ve küstah söz, bu tırmanışın süreceğine yönelik sezgiyi bir seri katilin ağzından doğrulamaktadır: "Biz -seri katiller- sizin oğlunuzuz, kocanızız, biz her yerdeyiz. Ve gelecekte daha çok çocuğunuz ölmüş olacak."

Silahlar

Seri katiller üç sebepten ötürü elleriyle kullanabilecekleri aletleri silah olarak seçerler.

1.Kurbana dokunmak
2.Temas etmek(kurbanı korkutmak için)
3.Temas etmek(kurbanı aciz duruma düşürdüğü için)

Bu silahlar, kayış, askı, külotlu çorap, el, bıçak, çekiç, tabanca ve yakın teması sağlayacak diğer silahlardır. Yakmak seri katiller tarafından pek tercih edilmeyen bir yöntemdir. Öldürmek ve sindirmek için diğer silahların kullanılması seri katilleri sosyalize eder. Katil için fiziksel temas gereklidir.

Öldürme işlemi başladığında, katil ve kurban sosyal bir ölçekte yaklaşırlar. Katil üstünlüğünü ispat etmek için kendiyle kurbanları arasında bir mesafe oluşturur. Aciz kurbanın yardım çağrıları psikolojik unsur olarak katili karışık düşünme bölümüne dönmesine neden olur.


Kurban seçimi

Geleneksel düşünürler ”seri katillerin kurbanlarının belli bir takım karakter ve fiziksel özelliklerine göre seçerler” görüşünü savunmaktadır. Her seri katil kendi aklında, net bir kurban belirlemek için tercihleri içerisinde ideal bir kurban belirler.Kadın-erkek, siyah-beyaz, genç-yaşlı, kısa-uzun, şişman-zayıf, atılgan-çekingen ve bunun gibi. Seri katiller av için bir araştırma içine girdiğinde kendi ideal kurban tipine uyan birini bulup onu yakalayacak ve zarar verecektir.

Sınırlamış dışsal davranış şekilleriyle beraber her seri katil düşüncelerle dolu hayatında bir sonraki kurban ve cinayetin küçük ayrıntı ve planlarını kurmakla meşgul, hiperaktif ve büyük düşünce gücü harcayan bir düşünürdür. Kötüye kullanma, tahrip etme daha sonra kurban elindeyken seçim yapabileceği her bir kötülüğü gözden geçirir. Kurbanını aramaya başlamadan evvel, ideal kurban bulma metodunu çoktan zihninde oluşturmuş olur.



Bu noktada, çoğu seri katil vakasında kurbanların fiziksel ve kişisel özellikleri, seri katillerin hayallerinde oluşturdukları ideal kurban özellikleri ile nadiren örtüşmektedir. Bu farklılıkların oluşmasında iki temel sebep vardır:

1.Seri katilin kurban ararken yakalanmamak için aldığı olağanüstü güvenlik önlemleri,
2.Onu şiddete iten arzunun doğası

Seri katillerin dünyanın en dikkatli ve teyakkuzda gezen insanları arasında olduğunu söyleyebiliriz ki, bu da onların yaptıkları işin devam ettirmede en az risk almaya çalışmalarına bağlanabilir.”Birine kolay ve güvenli bir şekilde el koyamıyorsan hiçbir şeye el koyamazsın” onun sloganı olur

Seri katillerin önceliklerinde ki bu hızlı değişim et peşinde koşan bir aslanın davranışlarına benzetilebilir. İlk açlık sinyalleri ile aslan bir ceylan aramaya başlar, özellikle ceylan çünkü diğer otlayan hayvanlardan ceylanın tadı ona daha hoş gelmektedir. Daha önce yanından zebra sürüsü geçmiştir ama o bu sürüye hiç dokunmadan onların geçişine izin vermiş tercihi, olan ceylanı aramaya devam etmektedir. Hâlbuki zaman geçmekte ceylanlar aslanın av menziline girmeden aradaki mesafeyi korumaktadır. Aslanın açlığı her geçen dakika artmaktadır. Aslan aniden herhangi bir yiyeceğin kendisi için fark etmeyeceğine karar verir uzun kulaklı yabani tavşan ya da hastalıklı bir maymuna bile rahmet okur hale gelir. Sonuçta bir yemektir yediği, gerçekten istediği şey değildir.

Seri katilin kişisel tatmini, kurbanı fethetmesi, ona zulmetmesi, onu sindirip baskı altına alması ve onu tamamıyla öldürmesinde yatmaktadır. Seri katilin gözünde kurbanı, kana kana su içtikten sonra plastik bardak gibi çöpe atılacak bir maddedir. Kurban işe yaramayan daha fazla ihtiyaç duyulmayan çöpe atılmış bir maddedir. Çünkü seri katil onu daha fazla kullanamayacak baskı altına alamayacaktır.



Türkiye’deki Seri Katiller


Her ülkede olduğu gibi Türkiye’ de de seri katiller vardır. EGM’ nin verilerine göre seri katiller:

1. Orhan AKSOY
2. Seyit Ahmet DEMİRCİ
3. Hamdi KAYAPINAR
4. Yüksel METİN
5. Tarkan Sitemkâr UYSAL
6. Erdinç TÜMER



Seyit Ahmet DEMİRCİ: 32 yaşında, 3 kişiyi öldürmüş. Cinayete iten güdü tecavüz. 11 yaşında arkadaşıyla beraber çalıştığı mobilyacıda tecavüze uğruyor. Daha sonra arkadaşının üniversiteye giderken intihar etmesi sonucu bastırdığı duygular ortaya çıkar.3 mobilyacıyı öldürür. Yakalandıktan sonra amacının tecavüz edildiği yaşa denk olarak 11 mobilyacıyı öldürmek olduğunu itiraf eder.


Orhan AKSOY: 33 yaşında 5 kişiyi öldürmüş. Cinayete iten güdü hırsızlık. Evli ve iki çocuk babası.17 Ağustos depreminden sonra eşini ve çocuklarını eşinin memleketi Romanya’ya gönderir. Daha sonra beraber kaldığı ev arkadaşını hırsızlıkla suçlayarak cezalandırıp öldürmüştür.2. kurbanı kardeşinin arkadaşı ve onu da hırsızlıkla suçlayarak öldürmüştür.3. kurbanı ise karısına küfretmiştir ve onu da cezalandırarak öldürmüştür.4. kurbanı bir önceki öldürdüğü kurbanını arayan ve Orhan AKSOY’dan şüphelenen arkadaşıdır.5. kurbanında ise paraya ihtiyacı olduğu için pul koleksiyoncusu bir masumu öldürdü. Öldürdükten sonra, cesetleri evde küvetin içinde bekletiyordu. Bundaki amacı cesetlerin kokmasını önlemek ve cesetlerin çabuk çürümesini sağlamaktı. Kan görmeye dayanamadığı için kurbanlarını boğarak öldürüyordu. Daha sonra burun deliklerini ve kulaklarını bezle tıkayıp silikonluyordu ve bunları kolileyip nakliye şirketleriyle çeşitli adreslere yolluyordu.




Hamdi KAYAPINAR: Orhan AKSOY’dan sonra en çok adam öldüren sert katildir. Kayserili ve 22 yaşındadır. İlk cinayetini 14 yaşında kardeşini boğarak öldürerek gerçekleştirmiştir. Sonra 6 kişiyi daha öldürüp 4 kişiyi de yaralamıştır. Hepsini para için yapmıştır. Cinayetlrini av tüfeği ile işleyip boş kovanları toplamıştır.


Yüksel METİN:28 yaşındadır. İstanbul’da bir kadın beş kişiyi öldürmüştür. Yakalandıktan sonra da Rusya’ya gidip üç kişiyi daha öldürmüştür.

Tarkan Sitemkâr UYSAL: İzmir ve Afyon ‘da 2 kişiyi otel de öldürmüştür. Kendini depremzede olarak tanıtıp sahte kimlikle dolaşmıştır ve Eskişehir’de yakalanmıştır.

Erdinç TÜMER:28 yaşındadır. İzmir ve Bursa’da 5 kişiyi öldürmüştür. Halen firardadır.


Neden Türkiye’de seri katil sayısının az olduğuna gelince, toplum içindeki yakınlık bağları ve Türkiye’nin bir tür toplumsal gruplar oluşturarak, cemaat sayısının artması söylenebilir. Türkiye’de seri katilleri ortaya çıkaran etkiler ise; ruhsal ve sosyal baskı durumudur. Türk’lerin öldürme nedenleri ise; namus meselesi, kin gütme, kan davası, ani kızgınlık, alkol, ailevi geçimsizlik, gönül ilişkisi, aileler arası husumet, kişiler arası husumet sayılabilir.



Seri katil pet şişeler sayesinde yakalandı:


İzmir ve İstanbul'da dört ayrı cinayetin zanlısı olarak gözaltına alınan Deniz Y. cinayet mahallinde bıraktığı pet şişelerin izi sürülerek ele geçirildi.

İstanbul'da art arda işlediği iki cinayetin ardından yakalanan seri katil Deniz'in ilk kurbanı bir fotoğrafçıydı. İddiaya göre ağustos ayı başında İstanbul Bahçelievler'de Rehber Caddesi üzerinde fotoğraf stüdyosu bulunan Hilmi EKİCİ'yi öldüren Deniz, dükkânı soyup ateşe verdi. Olayın ardından babasının yaşadığı İzmir'e kaçtı. Ancak burada da rahat durmadı. Komşularının 15 yaşındaki oğlu Cihan Karayel'i balık tutma bahanesiyle Aliağa İskele Meydanı'na götüren Y., çocuğu önce şişledi sonra da boynunu kırıp öldürdü. İzmir'den İstanbul'a dönen Deniz, 15 Ağustos'ta üçüncü cinayetini işledi; önce arkadaşı Gökhan Yavuz'u, iki gün sonra Erdal Gürel'i öldürdü.



Hep Arkadaşlarını Öldürdü

Peş peşe işlenen cinayetlerin ardından harekete geçen Bahçelievler Asayiş Büro dedektifleri, iki ayrı cinayet mahallinde buldukları 1,5 litrelik pet şişeler üzerinden olayı incelemeye başladı. Civardaki marketler tek tek dolaşıldı. Ve bir market çalışanı doktor lakaplı mahalle berberinin sık sık su almasının dikkatini çektiğini anlattı. Diğer ipuçları da ismi belirlenen bu kişiyi, yani Deniz Y.'yi işaret edince zanlı gözaltına alındı. Deniz Y.'nin Bahçelievler'de oturan üç kurbanla samimi arkadaş olduğu ve üçü de bekar olan bu kişilerin evlerinde sık sık kaldığı belirlendi.


TED BUNDY

Amerika bu ismi asla unutmadı.1970–1978 yılları arasında Amerikalılar gezerken hiçte sakin değildiler. Çocuklarını eve getirebilmek için TED ismini kullanıyorlardı.

Ted BUNDY 1989’da elektrikli sandalyede can verdi. Ölmeden önce 40 kadını öldürdüğünü itiraf etmişti. Hepsi kendisini terk eden ilk kız arkadaşına benziyordu.


1965’te Washington Üniversitesinde Psikoloji okuyan Bundy, Stephanie Brooka adlı genç bir kızla tanıştı. Bir yıl sonra sevgilisinin onu terk etmesi onda tam bir yıkım meydana getirdi. Bu psikolojiden kurtulmak isteyen Bundy’i evde daha acı bir sürpriz beklemektedir. Ablası zannettiği kişi annesi babası zannettiği kişi ise dedesiydi.

1971’de üç yaşındaki bir çocuğu boğulmaktan kurtardığı için polisin verdiği kahramanlık ödülünü aldı.

Bu dönemde Bundy giderek seri katil psikolojisine bürünmeye başlıyordu.4 Ocak 1974, 18 yaşında Jony Lentz adındaki genç kız ilk kurbanıydı. Bir ayda 7 kadın esrarengiz bir biçimde ortadan kayboldu. Bütün olayların ortak bir yönü vardı. Kurbanların hepsi ince, uzun boylu beyaz kızlardı ve saçlarını ortadan ikiye ayırıyordu.


Bundy 1975 yılında yakalana kadar cinayetlerine devam etti.Hapishaneden ilk kaçma girişiminden sonra yakalanan Bundy’nin ikinci denemesi duyanları şaşkına çevirdi.7 ay boyunca inanılmaz derecede zayıflayan Bundy hapishanenin havalandırma deliğinden kaçmayı başardı.


Ocak 1978’de tekrar ortaya çıktı. Bu sefer yöntem değiştirerek geceleri odalarına girip onlara şeytani bir öfkeyle saldırıyordu. Bir defasında kurbanın göğüs uçlarını neredeyse koparacak derecede dişlemiş ve kalçalarını o kadar şiddetli ısırmıştı ki izleri kadının etinde kalmıştı. Onu ele veren bu izler olmuştu.

Polis onu çalıntı araba kullanmaktan tutuklayınca diş izleri karşılaştırılmış ve diş izlerinin aynı olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Amerika Bundy yakalana dek rahat uyuyamadı.23 Temmuz’da hüküm giydi. Kendisine 36 kişiyi öldürdün mü diye sorulduğunda bir ekle cevabını vermiştir. Ama kimse sayının 37 mi, 136 mı yoksa 361 mi olduğunu anlayamamıştır. 10 yıl FBI ile işbirliği yaparak idamını erteletti. 1989‘da elektrikli sandalyede idam edilmiştir.

Ölmeden önce evlenme teklifleri almıştır!


“Biz seri katiller sizin oğlunuz, kocanız, biz her yerdeyiz
Ve gelecekte daha çok çocuğunuz ölmüş olacak...”
Theodere Robert Bundy


Ted Bundy'nin kurbanları:
Seattle, Washington:
* 31 Haziran 1974: Lynda Healy, 21
* 12 Mart 1974: Donna Manson, 19
* 17 Nisan 1974: Susan Rancourt, 18
* 6 Mayıs 1974: Roberta Parks, 22
* 1 Haziran 1974: Brenda Ball, 22
* 11 Haziran 1974: Georgann Hawkins, 18
* 14 Temmuz 1974: Janice Ott, 23
* 14 Temmuz 1974: Denise Naslund, 19

Salt Lake City, Utah:
* 2 Ekim 1974: Nancy Wilcox, 16
* 18 Ekim 1974: Melissa Smith, 17
* 31 Ekim 1974: Laura Aime, 17
* 8 Kasım1974: Debbie Kent, 17

Aspen, Colorado:
* 12 Haziran 1975: Caryn Campbell, 23

Tallahassee, Florida:
* 15 Haziran 1978: Margaret Brown, 21, and Lisa Levy, 20
* 9 Şubat 1978: Kim Leach, 12